4 Kasım 2008 Salı

Doğduğun gün, yeniden doğduğum gün...

Bugün 4 kasım, oğlumun doğum günü.Aradan 4 yıl geçmiş,herşey hala dün gibi...Hayatımın en özel, en güzel, en unutulmaz gününü paylaşmak istedim. Seni çok seviyorum oğlum, yüzüne baktığımda huzur bulduğum ...





Doğum günün kutlu olsun meleğim, hayat sana hep en iyiyi en güzeli sunsun.O güzel yüzün hep gülsün, güzel gözlerinden sadece mutluluk gözyaşı aksın.Sevdiklerinle birlikte uzun uzun , sevgi dolu, huzur dolu, mutlu, huzurlu , bereketli ömrün olsun.Seni çok seviyorum bebeğim...



Vee işte doğum hikayen ,









Soğuk bir şubat günüydü. Ablamda oturuyorken test yapmak geldi birden aklımıza.
Sonuç pozitif. Ama ben sevinemiyordum.6-7 ay kadar önce aynı sonucu gören ben akşama kadar telefon başında arkadaş, akraba , aklıma gelen herkese mutlu haberi vermiş, ama 8. haftanın
Sonunda bebeğimi kaybetmiştim.Yine aynı şey olacak diye korkuyor, şaşkın bir şekilde hem hüzün, hem de mutluluğu aynı anda yaşıyordum.O gün eşimi bile arayıp bu mutlu haberi veremedim.Hiç kimseye belli etmeden içimin kıpırtılarını dinledim.Akşam eşim eve geldiğinde, birlikte arabaya bindik markete gidiyorduk.Dur çalıştırma arabayı sana bir şey göstereceğim dedim.Elimi cebime atıp test sonucunu çıkarttım.Bu ne dedi şaşkın kocam.
Bak bakalım neymiş ? İnanamadı çok sevindi , kucaklaştık, birbirimizi tebrik ettik.Ve
9 aylık yolculuğumuz böylece başlamış oldu.


İlk üç ayımız biraz zorlu geçti, hep içimde kaybetme korkusu vardı.Mide bulantıları baş
Dönmeleri v.s. 4. aya girdiğimizde oldukça rahatlayan ben, artık inanıyordum bebeğime kavuşacağıma.Hep karnım büyüsün o cicili bicili hamile kıyafetlerinden giymek istedim.
6. aya kadar belli bile olmayan karnim 6. ayda artık iyice kendini göstermişti.İçimin kıpırtılarının beni nasıl mutlu ettiğini , heyecanlandırdığını anne olan her kadın anlar.
Her akşam işten eve döndüğümde karnımı okşar, birlikte müzikler dinlerdik.


Son aylarımda ilk aylarım gibi sıkıntılı geçiyordu.Başka bir rahatsızlığımdan dolayı
Zorlanmaya başlamıştım.Haberini aldığım andan itibaren her ay düzenli kontrollerimi oluyor,
Kalp atışlarını dinliyor, minicik bedenini gördüğümde kalbim yerinden çıkacak gibi heyecanlanıyor, mutlu oluyordum.Her gidişimizde sevgili dr.umuz Yalçın Bey özenle hazırladığı, içinde yavrumun görüntülerinin olduğu bir CD veriyordu elimize.Eve vardığımızda hemen takıyorduk PC ye.Bir daha ki kontrolüme kadar her akşam, hiç bıkmadan, sıkılmadan,
yavrumu izliyordum elim karnımda.Evimize gelen misafirlere, teyzelerine , dayısına, arkadaşlarıma
İzletiyordum görüntülerini gururla.Bir ay sonra gelen , yeni CD oluyordu , akşamki sinema gösterimiz.3 boyutlu resimlerinde kimi babasına kimi dayısına benziyor diyordu.


Artık karnim oldukça büyüdü. 9 aylık yolculuğumuzun sonuna yaklaşıyoruz.Oğlumun Yüzünü göreceğim , kokusunu duyacağım için sabırsızlanıyorum, bir yandan da canımı içimden alacakları için içim burkuluyordu.
Son kontrolümüz için yine Yalçın Bey’in yanındayız.Eveeett diyor dr. umuz. Gel bakalım Bayram Bey’in keyfi nasılmış.Doğumunun bayram gününe gelme ihtimalinin yüksek olması sebebiyle dr.un adını Bayram koymuştu bile.Son kez yattım o heyecan masasına.
Herşey yolunda beyimiz rahat ama artık onun ordan çıkma zamanı geldi dedi dr.umuz.Ajandasına baktı. Bense heyecandan ölecek durumdaydım.04 kasım 2004 ameliyat günüm, bebeği alacağız dediğindeki halimi hiç unutmuyorum.Nasıl yani bu kadar çabuk mu?


03 kasım 2004 Çarşamba gece yarısını çoktan geçti saat.Eşimle yattık yatağa ama ben uyuyamıyorum tabii heyecandan.Çok değil birkaç saat sonra verecekler yavrumu kucağıma. Saat 8 de hastanede olmalıyım.Zaten sabaha karşı uykuya dalan ben sabahın 6 sında açtım gözlerimi.
Özenle hazırladığım yatağının başında bekledim saatlerce... Son kez doyasıya okşadım oğlumu , konuştuk dertleştik birbirimizle.Beni hiç üzmeyecekti biliyordum. Sonra babacığı uyandı, son kez bir vücutta fotoğraf çekti bizi.Valizlerimizi yerleştirdik arabanın bagajına, sonra ablamı da aldık ve tuttuk hastane yolunu.Bir gün önce ayarlanmış olan odama gittik.Eşyalarım dolaba yerleştirildi.Hava soğuk bende kuru bir öksürük var.Hemşire hanım acıyarak baktı yüzüme, keşke bu öksürüğü geçirip gelseydin dedi. Saat 9 u geçti bile. Adımı seslendiler.Hemen karşıda bir odaya götürdüler beni.Ameliyat önlüğümü giydim, sonda takıldı.Kapıda bekleyen sedyeye yatırıldım.Eşimi, ablamı geride bırakarak, korku ve heyecanın birbirine karıştığı duygularla el sallayarak ayrıldım yanlarından.


Ameliyathanedeyim, kısa bir süre bir köşede bekletildikten sonra içeriye alındım.Dr.um
Hoş geldin , nasılsın dedi. Heyecanlıyım diyebildim sadece.Şimdi karnına soğuk bir şey süreceğim korkma dedi.Gerçekten de buz gibi birşey sürdüler.Anestezi uzmanı 3 e kadar saymamı istedi, 1 dediğimi hatırlıyorum sadece.Saat 10,20 de dünyaya gözlerini açmış meleğim .Ben ayılmam için bekletilmişim. Ama ayılamayınca,beni o şekilde çıkartmışlar ameliyathaneden.Odama götürdüklerini, yatağa yatırılışımı hiç hatırlamıyorum. Çığlık ve bağrışlarla uyanmaya çalışmışım. Diğer odalardan , kimdi o adar çok bağıran diye sormaya bile gelmişler. Ayılmam uzun zaman almış.Gözlerimi açtığımda inanılmaz bir ağrım vardı.
Bebeğimi sordum ben de her anne gibi.
Yavrumu giydirmişler kucağıma verdiler. Misler gibi kokuyor, bakmaya doyamıyorum.
Ağlayarak bakışıyoruz uzun bir süre.O benim , o benim canım , kanımla beslediğim biricik kuzum..İlk emzirdiğim an, ilk dokunuşum , ilk öpüşüm asla unutulamayacak kadar özel.
Hoş geldin aramıza , hoş geldin dünyana yavrum.2 gece hastanede kalacağız.Bebeğim,
Ben ve ablam.Eve gideceğimiz anı sabırsızlıkla bekliyoruz.Son gün dr. um geldi yine yanıma,
Muayenemi yaptı, minik meleğimin muayenesi tamamlandı.Sorun yok gidebilirsiniz evinize dendi.Babamız geldi , 10 dakikalık yolu yarım saatlik bir zamanda kat ederek evimize ulaştık nihayet.


Hoş geldin evine minik meleğim. Hayat sana Hep sağlık, mutluluk başarı getirsin.
Karşına çıkacak her zorluk karşısında yanında olacağım, ayağın taşa takılsa yolunu açacağım.
O güzel yüzün hep gülsün , önüne çıkacak hiçbir zorluk seni yapmak istediklerinden yıldırmasın. Yolun da , bahtın da açık olsun canım OĞLUM...


Allahıma binlerce kez şükürler olsun, bana anneliği layık gördüğü için, bana dünyanın en özel bebeğini verdiği için, hiçbir şeyle kıyaslanmayacak mutluluğu yaşattığı için, Alperime anne olmayı nasip ettiği için şükürler olsun. Allah bu duyguyu herkese yaşatsın.


Sorunlarımdan, sorularımdan hiç sıkılmadan , bıkmadan beni dinleyen , ilgisini esirgemeyen dr.um Yalçın Gürel’e ,


Hamileliğimin her anını benimle yaşayan, uykusuz gecelerimde benimle sabahlayan,
Her türlü kaprisime sabırla katlanan , asla dert yanmayan, biricik aşkım canım kocama,


Ve bir abladan çok bana annelik yapan , en zor anlarımda beni yalnız bırakmayan
Hala oğluma kendi evladı gibi bakan biricik ablama sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim.

22 Ekim 2008 Çarşamba

En acı günüm, özlemim....

Soğuk bir mart günü, dışarıda erimeye yüz tutmuş griye çalan kar , hava da bir hüzün var, her yer karanlık, kurban bayramının 2. sabahı...Annem ve babam hazırlanmış, yatağımın başına gelip '' biz gidiyoruz '' diyorlar, nedendir bilmem ,'' gitmeyin, hava kötü'' diyorum ben.Ama onlar kararlıdır, 14 gün önce kaybettiğimiz dedemin kabrinin başına gidiyorlar, ellerini açıp dua etmeye, bayramlaşmaya gidiyorlar.Sonunu bilmedikleri bir yolculuğa çıktılar, bizsiz, bensiz....





Saat:15.00 içimde tarifsiz bir sıkıntı, dizlerimi karnıma çekmiş, yüzümü koltuğa dayamış, evde bir başımayken, telefon çalar acı acı...





Telefonu açan ben '' efendim''...


Karşıdan gelen ses '' ben Bilmem ne karakolundan arıyorum, y.... U.... nun evimi acaba '' der..


-Buyrun ben kızıyım, yardımcı olayım...


-Babanız bir trafik kazası geçirdi, karakola gelmeniz gerekiyor.


-Nasıl, nerde, babam nerde, iyimi, konuşabilirmiyim?


-Babanız iyi, ama yakının gelmesi gerekiyor.





O panik ve heyecanla, kime , nerde, nasıl ulaşırım diye düşündüm.Biliyordum, babama , anneme birşey olmamıştı.Babam bildiğim, tanıdığım en iyi sürücüydü, kesin başkası babama arkadan falan çarptı ....





Abime ulaştım, durumu anlattım.Abim çağırılan polis merkesine gitti, ben duramadım, yan komşumuza gidip birşeyler yapmasını istedim.Yengemi ve beni aldı komşumuz, hastaneye götürdü.Birşeyler vardı ve o biliyordu .Hastane kapısında sedyede yatan teyzemdi, sedyenin yanından aşağıya sarkmış bacağı, inim inim inliyor, acılar içinde feryat ediyor, durumu kötü :(





Bizi ambulansa bindirip, teyzemin sevki için tıp fakültesine götürüyorlar, ambulansın o acı sesi hala kulaklarımda.Bir yandan teyzem inliyor, bir yandan ben ambulans şöförüne '' annem nerde, babam nerde, onlar iyi dimi '' diye soruyorum.Zavallı şöför , hiç bir şey bilmediğini söylüyor...





Nihayet tıp fakültesine geliyoruz, mahşer günü gibi kalabalık, herkes orda..Büyük ablam bayram için gittiği köyden kalkmış gelmiş, haberim bile yok.Her yer, asker , polis kaynıyor.Önüme gelene soruyorum, ne olur bişey söyleyin annem, babam nerde..., herkes başka birşey söylüyor...


Biri kolu kırık , biri bacağı kırık diyor...Biri sigortada, biri bu hastanede yatıyor diyor...Göreyim, gösterin nerde diyorum ses yok :( Sonra , bir asker giriyor o koca kapıdan, kırmızı arabanın şöförü '' ölmüş'' diyor..Ben çığlık atıyorum, olamaz diyorum...Sizin arabanın markası neydi diyor, söylüyorum.. Yok o değil, bu başka bir araba diyor, inanıyorum ....





Bir sağa, bir sola koştururken, herkesden medet umarken, karşıdan gelen abimi görüyorum.iki kolunda iki adam, ayaklarını sürüyerek getiriyorlar....Koşuyorum abime, '' annem nerde abi'' diyorum, '' Artık annen benim'' diyor, '' artık annen de , baban da benim '' diyor.





İşte sonrasını hatırlamıyorum, uyandığımda kafamda koskoca bir şişlik, burnumda pamuk, bir hastane odasında buluyorum kendimi.Ne kötü bir rüya gördüm diyorum, kendi kendime..Ama hala etrafım çok kalabalık, ama hala hastanedeyim..Hala heryerde polisler, askerler var...


Gördüklerim, yaşadıklarım gerçek...Gece yarısına kadar hastanede bekliyoruz, evimize getiriyorlar beni , Aman Allahım evde insan kaynıyor, içeriye giriyorum.... Ne oldu, neden hepiniz bize geldiniz, birşeymi var, gidin evimizden, gidinn diye bağırıyorum.





Arkadaşlarım, komşular sakinleştirmek için ellerinden geleni yapıyor, içim yanıyor, ölmek istiyorum.Doğru olamaz, bu yaşananlar gerçek olamaz....Sabaha kadar feryatlar , figanlar kopuyor evimizde...





Sabah olduğunda, sela veriliyor, annem için, babam için...Ne acı bir ezan sesiydi o ....


Bir kamyonun kasasında geliyor kapımıza, tabutlar...Açıyorum, bakıyorum, öpüyorum, doyamıyorum, ağlıyorum, babacığımın gözleri açık, ben kapatıyorum, o açıyor....


Arkada bir araç daha, onun arkasında da henüz 32 yaşında olan teyzem :(



Ondan geriye kalanlar ise, aynı ben gibi, biz gibi yürekleri yanan, içi acıyan, henüz 14-15 yaşlarında 2 kız kardeş :(










O an evimizin önünde bayıldım, kucakta arabaya bindirildim.Önde annem , babam, arkada biz köye gidiyoruz.Anneme , babama mezar olan o köy yollarından geçiyoruz yine...Yine kalabalık, bu sefer daha da kalabalık...Caminin önünden el sallıyoruz anamıza, babamıza, en sevdiklerimize.Her birimizin elinden, kolundan tutan komşumuzun , arkadaşımızın yardımıyla yürümeye çalışıyoruz arkalarından...





Kahroluyorum, canım acıyo, çok acıyo...


Evimiz hiç boş kalmıyor, gelen , giden bitmiyor hiç..


Umutlarım tükendi, yaşama umudum yok artık...


Çok özlüyorum annem seni, çok özlüyorum babam seni...





Yıllar geçti acım hiç azalmadı, yaram hergün kanıyor, daha da çok acıyor ciğerim.

Evimiz bomboş artık, duvarlarda sesiniz yankılanıyor hala...Her yerde, bütün eşyalarda iziniz var, , kokunuz hala duruyor odalarda...

Şimdi siz olmadan bir evlat büyütüyorum, yüzüne bakınca huzur buluyorum.Eskisi gibi bir ailem olması için savaşıyorum.Ben sizsiz büyüyorum, hayat çok zor siz yanımda olmadan, dilediğimde yanınıza koşamamak, sesinizi duyamamak, kanatlarınızın altına sığınamamak, kendimi güvende hissedememek çok zor, çok zor Annem, çok zor Babam..

Çok özlüyorum sizi, ben sizi çok seviyorum, çok...

21 Ekim 2008 Salı

Babam

SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?

Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Sizin hiç babanız öldü mü ?

Alıntı...

Kalk Anam Kalk

Sizin Hiç Anneniz Öldü mü? Benim Öldü
Kalk anam kalk, Allah aşkına kalk
bak mevsim umut mevsimi
papatya mevsimi, gül mevsimi
mevsim bahar dağlar kar
suların coşup taştığı zamandır..

Kalk yarasına merhem olduğum kalk
ben geldim uyan da bir bak
yatma öyle sessiz, öyle nefessiz
n’olur yatma öyle çaresiz
aç gözlerini yaşadığını bileyim
gülersen güleyim ağlarsan gözyaşını sileyim
oynat kirpiklerini bulutlar uçsun gözlerinde
bahar yağmurları yıkasın saçlarını
ölmek gerekiyorsa ben öleyim..

Kalk anam kalk, Allah aşkına kalk
ben geldim uyan da bak kime bu nazın,
kime bu küsün bu at niye konuş benimle,
Allah aşkına konuş yatma öyle sessiz,
öyle nefessiz kurban olduğum bir ses ver,
bir nefes yaşadığını bileyim...

Kalk anam kalk, Allah aşkına kalk
ben geldim uyan da bir bak
saklandığımız kovuklarda şidetli yağmurlar yağsın
yine rüzgarlar essin, fırtınalar kopsun,
şimşekler çaksın koynuna al beni,
sarıl sımsıkı başımı göğsüne yaslayayım
yeneyim bütün korkularımı ve sen beni hiç bırakma,
bıkma n'olur Koynuna al yine, sarıl sımsıkı üşüyorum
korkuyorum yıldızlar uykuya yattığında tut elimden
güneşe götür beni saçları sümbül anam,
yanağı gül anam sayki, küçük bir çocuğum daha
hiç büyümedim şimdi ben ne yaparım,
nereye giderim kime gösteririm kanayan dizlerimi..

Uyan anam bak sümbül vakti,
gül vakti bin hayat tomurcuğu umuda kızarır
dallarda usul, ağır, yorgun uyuyor bedenin
ah ne kadarda güzelsin anam
uyan kurban olduğum
uyan da bir bak rüzgar vakti dağlarda, sevda vakti...
Tut elimden kırlara gidelim
beyaz papatyalar toplayayım sana
düşersen yalnız kalırım
gidersen öksüz taşıyamaz yüreğimin ağrısını hiç bir beden...

Kalk Allah aşkına kalk
böyle yapayalnız boynu bükük koma beni senin sıcaklığından ayrı,
sevginden uzak kime koşarım,
nasıl yaşarım böyle bir başıma
teninin kokusunu özledim anne,
sımsıcak nefesini yavrum diyen o nazlı yumuşacık sesini
hadi uyan canyoldaşım, gözbebeğim sarı gülüm,
altın kalplim, iyilik meleğim gözlerime acılar yağdıran kalk ki,
yine türküler söyleyeyim sana
Ey dağlar taşlı dağlar başı telaşlı dağlar
ben anamı yitirdim gözlerim yaşlı dağlar
Bağların gülü kaldı gamlı bülbülü kaldı
ah komşular komşular ben annemi yitirdim
boynum bükülü kaldı

Kalk anam kalk Allah aşkına kalk
sensiz bu yürek nasıl dayanır
derdini kalem olup yazmaya,
dil olup söylemeye sana sarılmayı özledim,
nazlanıp darılmayı kanayan gözlerimde
sızılar akıyor bak kırmızı yağmurlar yağıyor
üzerime ıslanıyor sensiz kalan yanım
hadi uyan yüreğini öptüğüm
koma beni buralarda yalnız bırakıp gitme
yıkılırım kahrolurum bir kez değil, her gün bin kez ölürüm...
Sarılki kokun sinsin tenime
anne sevgin işlesin yüreğime
bu yalancı dünyada kimim varki senden başka gözlerimden öpecek,
üstümü örtecek karanlık soğuk gecelerde...

Kalk anam Allah aşkına kalk
karanlık çöküyor bak goncagül
sevinçler üstüne boynunu büküyor
yaşam yaralı ceylanlar meliyor uzak dağbaşlarında turnalar da geçmiyor artık

kalk Allah aşkına kalk sen bir maral ol,
ben ceylan dağlar gökkuşağı olsun,
ovalar seyran Sarıl sımsıkı tenim ol,
beni bırakma tut ellerimi benimle ağla,
benimle yan benimle uyu,
benimle uyan birlikte çıkalım dağlara
bak yayla zamanı ben munzur suyu olayım,
sen teyran sen nisan ol, ben haziran...
ben küçük bir pınar, sen çağlayan akıp gidelim koyun koyuna...
Sen yoksan kurur kurnalar dereler susuz,
koyunlar kuzusuz kalır melemez
bir daha ardından koyunlar kan süzülür kirpiklerden
yüreklere keklikler de ötmez bir daha,
turnalar da geçmez buralardan bir daha
koşamam çayır kuşlarıyla,
yarışamam deli sularla bastırıp göğsüme acılarımı küserim yaşama...

Kalk anam kalk Allah aşkına kalk
bulutlar da ağlıyor bak kalk şiirler dizilsin yollara,
türküler dizilsin eğilsin önünde kavak ağaçları,
akakasyalar selama dursun çiçekler yaşamın adı sensin,
senin adın yaşam düşersem omuzuna
üşürsem yüreğine yaslanayım tut ellerimi sevinçlere
yürüyellim anne nasıl taşıdıysan beni dokuz ay karnında
ben sırtımda taşıyayım seni bir ömür... .......

Ah! nazlı anam uzansam dokunabilir miyim?
yüreğindeki incinmişliklere durdurabilir miyim?
zamanı gözlerinin içindeki yaşları öpebilir miyim?
anlayabilir miyim?
yaşamı ve ölümü anlatabilir miyim?
acının dayanılmazlığını yaşamın umursamazlığını kim dinler beni...
Ey benim dağ dağ kalbime gömdüğüm nazlım benki,
düşleri ıssız nehirlere akan o küçük çocuğum daha kar yağıyor,
rüzgar uğultuları dışarda al sıcaklığına sar beni,
üşüyorum ya gece,
gecede üşür mü anne kimsesiz kalınca bırakıp gitme n’olur .........
Ben başımı nasıl taşlara çalmazım dağlar
oy gözyaşımı nasıl çaylara salmazım dağlar
oy ah komşular komşular hele deyin ya ben nasıl,
ya ben nasıl ağlamazım dağlar oy...

Sizin hiç anneniz öldü mü? Benim öldü! ... .

Alıntı..

20 Ekim 2008 Pazartesi

Uluslararası arkadaşlık ödülü


Canım arkadaşım, Özlemim, (Kitap kurdu ) , bana uluslararası arkadaşlık ödülünü layık görmüş.Nasıl sevindim, nasıl mutlu oldum
anlatamam.Canım arkadaşıma çok ama çok teşekkür ederim.Kendimi özel hissettirdi bana.Kendisi de benim için çok özel insandır.Dostluğumuz hep baki kalsın güzeller güzeli arkadaşım.
Ben de bu ödülü, Mutlu ve umutlu 'ya Nalan 'a ve Böğürtlen gözlünün annesi' ne gönderiyorum.

Eski dostlar...

En iyi , en yakın arkadaşım evleneli 1 yıl oldu.Ve ben canım arkadaşıma hiç gitmemenin , evini bile görmemenin sıkıntısını, utancını yaşadım 1 yıl içinde.Ben gitmek istediğimde o müsait olmadı, o çağırdığında benim bir engelim vardı.Ama sebep ne olursa olsun, benim canım arkadaşıma bunca zaman içinde gitme fırsatı bulmam gerekiyordu.

Dostum, güzeller güzeli arkadaşım, hafta içi arayıp, hafta sonu için kahvaltıya çağırdı beni.Havalara zıplayıp, bu kez tamam kesinn geliyorum dedim.Ertesi gün oğlum , yakışıklı kuzum hastalandı, arayıp gelemeyeceğimi söyledim.Ama sabah uyandığımda oğlumun öksürük ve ses kısıklığı dışında bir sıkıntısı olmadığını görünce ( ateşi de yoktu ) yine arayıp evinin tarifini aldım.Aşkım beni kapıya kadar bıraktı sağolsun.Eski dostlarımız da oradaydı.Beraber büyüdüğümüz, benim için çok önemli olan insanlar..Zaman bizi birbirimizden koparmıştı, hiç birşey eskisi gibi değildi.Ama yüreğim hala onlara dostum diyebiliyordu.Onların yeri bambaşkaydı, herşeyin ilkini paylaştık, birbirimizde kaldık, beraber güldük, ağladık..Biz çok şey paylaştık.Sonra büyüdük, evlendik, çoluk çocuğa karışıp kendi dertlerimize daldık.Kimi zaman unutulduğumuzu düşündük, kimi zaman bir mesaj sesiyle irkilip hatırlanmamıza sevindik.Kimi zaman telefondaki sesle yüreklerimizi okşadık, kimi zamansa sitem ettik, sırt çevirdik , çocuk gibi küstük..Ama biz dosttuk, eski günlerin güzelliği hala yaşıyordu yüreklerimizde...Ve sarıldık birbirimize, özlemişiz birbirimizi ,bunu anladık.

Canım arkadaşım, çok güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı bizim için, yedik içtik, güldük bolca, eski günleri yadettik.Evlendik, anne olduk , zaman ne çabuk geçiyor, herşey dün gibi diye de hafızalarımızı yokladık :) Herşey değişebilir hayatta, yaşadığın ev, çevren ,düzenin,değişebilir.Ama asla aslaa eskileri, heleki en yakın dostlarını silemez, onları değiştiremez insan.
Kahvaltımızı yaptık, kahvelerimizi içtik, çok koyu sohbetlerle güldük, güldürdük..Yavrularımızı sevdik, onların birbiriyle oynayışını izledik, bazen de kavgalarını ayırdık..

Saatler ilerledi, zaman ayrılma vaktiydi.Birbirimize sıkıca sarıldık, bir daha ne zaman böyle toplanır, bir arada oluruz sorusu hepimizin kafasında soru işaretiydi, bu hepimizin yüzünden okunuyordu.Umuyorum bu zaman uzamaz, umuyorum en kısa zamanda yine bir arada oluruz.Umuyorum eski günler hafızalarımızda hiç silinmez ve anılarımıza yenileri eklenir.Ve inşallah yavrularımız da bizim gibi iyi birer dost olur..

Gün bitti, çok güzel bir hafta sonu yaşadım, sayende , sayenizde..Teşekkür ederim hepinize.Eşler sırayla öttürdü kornaları, herkes bindi arabasına ve gözler arkada, yürekler hala birbirine kenetli ayrıldı yollarımız...

17 Ekim 2008 Cuma

Öksürme ne olur, ciğerim acıyor :(

Az önce geldim hastaneden.Kuzum dün gece uykusunda çok öksürdü, bir an nefes alamadı :( Sesi tamamen kısılmış, yavrum konuşuyor ve ben anlamadığımda çok sinirleniyor.Sabaha karşı da ateşlenince anladım ki bize dr. yolları görünüyor.Yavrumu öyle ateşler içinde, köm köm öksürürken teyzesine emanet edip yine işe geldim.Sabah erken saatte hastaneyi arayıp öğlen saat :13,30 için dr. umuzdan randevu aldım.Dr. muayene etti, boğazında ve kulaklarında iltihap olduğunu söyledi.Sesi ve öksürüğü için de yarım saat soğuk buhar verdi.İlaçlarımızı aldık , yavrum teyzesiyle eve dönerken ben arkama baka baka, canım acıya acıya işime geri döndüm.Ne kadar zor birşeydir bu , anne olan bilir ancak.Yavrum hasta, ama ben işe gelmek zorundayım.Şimdi dua ediyorum, ilaçlar bir an önce tedaviye cevap versin ve benim kuzum eski sağlığına kavuşsun.Ve bütün çocukları Allahım korusun.Çocuklar hasta olmasın...Yavrum öksürdüğünde bilmiyorum onun ne kadar canı acıyor ama benim ciğerim acıyor.O öksürdüğünde ben daha çok sancılanıyorum, yavrum açsa ben de yemek yemiyorum, ateşlendiğinde ben daha çok yanıyorum.Bir anne için en önemli şey yavrusunun sağlıklı ve mutlu olmasıdır.

Allahım sen benim yavrumu ve bütün ana kuzularını hastalıklardan, kazalardan , nazarlardan koru.Umarım çok kısa zamanda oğlumun iyileştiğini yazarım yine bu satırlarda...

9 Ekim 2008 Perşembe

Yine Sobelendim :))

Bu blog işi benim hoşuma gitmeye başladı.Çoğu zaman yazacak şey bulamıyorum, ama yazdığım zamanlarda da çok zevk alıyorum.En çok da yeni arkadaşlıklar kurduğum için çok mutlu oluyorum.Yeni insanlar tanımak, dostlar edinmek ne kadar güzel bir duygu.Yine blogum sayesinde böğürtlen gözlünün annesini, Burcu'yu tanıdım vee çook memnun oldum.İnşallah kendisiyle bir gün yüz yüze de görüşmek kısmet olur.Arkadaşım beni sobelemiş, elimden geldiğince yazmaya çalışacağım...İşte yazıyorum :))

'' EVDE NEFRET EDİLESİ DURUMLAR ''

- Çalışan bir kadın ve anne olarak evin dağınıklığı kaçınılmaz, evimi toplayıp bir ohh dediğimde, daha 10 dk. geçmeden Alpiş paşamın Oyuncaklarından adım atamamak, ve sadece dağıtıp onlarla oynamak yerine bırakıp gitmesinden hiç hoşlanmıyorum.Yok dağıtsa ve oynasa mutlu bile olacağım , o kadar özenip aldığım oyuncaklar sadece ev dağınıklığına neden oluyor :(

-Akşam evime gittiğimde, kapıyı açar açmaz keskin burnumun aldığı sigara kokusundan nefret ediyorum.Sigara içiyorum, ama akşamdan kalan o sinmiş izmarit kokusu hiç hoş değil, ıyy :((
Hava soğukta olsa cam açıyor, sprey sıkıyorum ..

-Her kadın gibi bende ütü yapmaktan hiçç hoşlanmıyorum..

-Eşimin çıkardığı eşorfmanları katlayıp dolabına koymak yerine, çıkardığı yerde ve öylece bırakmasından nefret ediyorum, ne var yanii katlayıp dolabına koyuverse :)

-Mutfakta tezgah üstünde duran tek bardak bile sinirlerimin bozulmasına neden oluyor, su içen her kimse lütfen yıkayıp bardağı yerine kaldırsın bi zahmet :)

- Kirli çorapların yada v.s. kirli sepetinde olması gerekirden hol girişinde işi ne :(( ( bunu da kocam yapar genelde :) )

-Oğlumun teyzesinin evinde afiyetle yediği yemekleri, evinde yani evimizde yememesi, ve bunun adına '' çocuk annesini görmüyorya, naz yapıyor '' demelerine sinir oluyorum..

-Sevgili kayınvalidemin, ev toplanırken geri almak kaydıyla merdivene bıraktığım poşetlerin içine bakmadan alıp çöpe atması ! yuh dediğinizi duyar gibiyim, koskoca gelinliğim gitti çöpe, şaka değil valla :))

-Oğlumun uyuması gereken saatte hala cd izliyor olması, ve her uyarışımda '' dur şu bitsin, kalkıcam '' demesi, çünkü filmin bitmesine daha çoookkk vardır :)

-V.s v.s. bu liste uzaaaarr, gideeer, aklıma gelenler bunlar, ben de geleneği bozmuyor ve sevgili arkadaşım Mutlu ve umutluya Sobeeee diyorum...
Canım benim, hadi sana kolay gelsin :))

8 Ekim 2008 Çarşamba

İsteklerim var benim...

Çoook isteklerim, arzularım, dualarım var benim...


- Vatanımın, milletimin huzura kavuşmasını, topraklarımın kana bulanmamasını, evlatlarımızın şehit olmamasını, terör belasının sona ermesini, canlarımıza kıyan ,adına terör denen belanın son bulmasını, minicik çocukların eline silah veren anaların babaların canlarının yanmasını, güzel memleketimin, halkımın layık olduğu şekilde yaşamasını, cumhuriyetimin sonsuza denk korunmasını, barışı , savaşsız, kansız mis kokulu topraklarımı geri istiyorum.Vee canlarımıza , yavrularımıza , askerlerimize kıyan o pisliklerin Allahtan belalarını bulmasını, anaların canlarının yanmamasını istiyorum....

- Canım oğlumun, miniğimin meleğimin, yüzüne bakınca huzur bulduğum, gülüşüne kurban olduğum, güzel gözlü yavrumun ve bütün masum çocukların hiçç ama hiçç hasta olmamasını istiyorum.Kuzumu en iyi okullarda okutmak, ona layık bir hayat sunmak, onun en güzel günlerini görmek istiyorum.Yavrumun hayatı boyunca mutlu olmasını, gözündan akan yaşın sadece mutluluktan akmasını, iyi arkadaşlar edinmesini, hayatta en sevdiği kişilerin hep yanında olmasını, sevdiklerini gereğinden erken kaybetmemesini istiyorum.Onu ne kadar çok sevdiğimi her zaman bilmesini istiyorum.

- İyi bir anne olabilmek istiyorum, en az hatayı yapmak ve kuzumu en iyi şekilde yetiştirmek istiyorum.Ona layık bir anne ve kendime layık bir evlat istiyorum.Allahım , Yüce Rabbim kısmet ederse, ve ben de o cesareti toplayabilirsem eğer :) yavruma kardeş, kendime de 2. bir bebek istiyorum.Yine Allahımın gücüne gitmesin, tabiiki sağlıklı sıhhatli, hayırlı olsun, Kızım olsun istiyorum.

- Eşimle olan mutluluğumuzun hiç bozulmamasını, aramızdaki, saygı ve sevginin, aşkın hiç bitmemesini, evimdeki huzurun 70 li yaşlarda bir babanne olduğum günlerde de sürmesini, istiyorum.Soframdan bereket, evimden huzur eksilmesin istiyorum.Allah herkese mutlu bir evlilik nasip etsin istiyorum.

- İşimi seviyorum, iş yerindeki huzurumun hiç bitmemesini istiyorum, işlerimizin daha da artmasını müesseseme Allahtan bol kazançlar vermesini istiyorum..

-Anne ve Babamı rüyamda görmek , onların cennette huzur içinde yan yana olduklarını bilmek ve huzura kavuşmak istiyorum.Onlara Allahtan rahmet, nur ışığı ile aydınlanmış kabirlerinde rahat uyku diliyorum.Yine Allahım dan kimseyi anne- babasından ayırmamasını istiyorum.

-Hayallerimdeki gibi, büyük ferah , huzur dolu bir ev istiyorum.

- 10 yıllık ehliyetimin artık bir işe yaramasını istiyorum, Araba kullanmak istiyorum.Hatta abartıp kendime ait bir araba istiyorum :)

- Hiç birşeyim olmasa bile, sağlığım, mutluluğum , huzurum ve sevdiklerim hep yanımda olsun istiyorum.Allah herkese mutluluk versin istiyorum.

-Kin , nefret, terör, savaş olmayan ülkemde yaşamak istiyorum.

-Kardeşlerimin hep sağlıklı olmasını, hep yanımda olmalarını istiyorum.Yeğenlerimin iyi bir gleceği olsun, en iyi okullardan mezun olup en iyi meslekleri yapmalarını istiyorum.

-Gerçek dostlarım olsun, ufacık bir menfaat için gerçek dostluğunu hiçe sayan, arkamdan vuran arkadaşlarım olmasın, iyi günümde de kötü günümde de yanımda olan harbii dostlarım olsun istiyorum.

- İstiyorum, istiyorum... ben çook şeyler istiyorum.Ve hepsi için büyük Allahıma sığınıyorum, kocaman bir AMİN diyorum..

Allah herkesin gönlüne göre versin, bütün insanların, insanlığın duası kabul olsun diyorum...

Seviyorum, seviliyorum.... Bu hiççç bitmesin diyorum :)

7 Ekim 2008 Salı

Tatil bitti , Sobeee :)

Uzun zamandır yazmıyorum , araya giren 9 günlük tatil içimi ruhumu dinlemeye yardımcı olurken, biraz tembelliğe alıştırdı sanırım beni :) Dile kolay tam 9 gün evimde oğlumla yattık, gezdik, eğlendik..Sonra işe dönmek zor oldu.İlk günü bitirdik çok şükür nasılsa alışırız artık.
Çok şükür Allahıma güzel bir bayram yaşadık ailecek.Aklım blogumda ama bir türlü yazamadım..
Canım arkadaşım, zuzuların annesi beni sobelemiş.Blog yazmaya başladığımdan beri ilk kez sobeleniyorum.Teşekkür ederim Banucum, cevaplar aşağıda....

İsminiz : Fatoş

Nerelisiniz : Doğma büyüme, Bursalıyım.

Yaşadığınız yer : Tam 28 yıldır Bursa.

Mesleğiniz : 10 yıldan bu yana, matbaa sektöründe, ön muhasebe işiyle uğraşıyorum.

Hobileriniz : Gezmek, yürümek, müzik dinlemek, film izlemek, oğlumla saklambaç oynamak :)

Evlimisiniz : Evet

Kaç çocuğunuz var : Bir oğlum var, o benim herşeyim...

En sevdiğiniz yemek : Yemek ayırmam, ama hamur işlerini, makarnayı ve sebze yemeklerini daha çok severim.Etle pek aram yoktur, ama yine de yerim :)

Sevdiğiniz müzik : O anki ruh halime bağlı olarak her türlü müzik dinleyebilirim.Çok duygusal biri olaraktan, slov parçalarda ağlarım :) Sezen aksu hayranıyım ..

Nerelere gitmekten hoşlanırsınız : Ben sevdiklerimin olduğu her yere gitmekten hoşlanırım.İlkaki mekan söylemem gerekirse, tatile gitmeyi çokk severim, bol güneş deniz kum havuz.. bayılırım.Alışveriş yapmayı, dolayısıyla alışveriş merkezlerini severim.

Canım arkadaşım Nalan hatırlatmasa ben kimseyi sobelemicektim, acemilik işte :) İyi oldu hatırlattın Naaalaannn seni sobeliyorum, hadi bakalım sıra sende :))

Benden bu kadar, hepinize iyi günler efendim :))