Canlarım, ciğerlerim, onlar benim Bursalıannelerim.Dost olmak,paylaşmak için sık sık görüşmek, birlikte oturup kahve içmek, alışverişe çıkmak yada ne bileyim her daim yan yana olmak gerekmiyormuş.İnsanın dost dediği, acılarını, mutluluklarını , sevinçlerini , üzüntülerini paylaştığı, derdine ortak olanı bulmakmış meğer.Dost sade yanında olması değilmiş, uzaktan hatta hiçç yüzünü görmeden de oluyormuş.Benim çok fazla dostum, hiç çekinmeden dertlerimi , sevinçlerimi paylaştığım arkadaşlarım var.Ben bir anneyim, beni en iyi anlayacak annelerim var.
Çocuklarımız hasta olduğunda birlikte üzülüyoruz, onların ilk adımlarını, ilk dişlerini birlikte sayıyoruz.Mutluluklarımızı ve bazende hüzünlerimizi paylaşıyoruz.Grubumuzun kurucusu İde arkadaşım , sanki özenle seçmiş, yürekleri bir olan aneleri bir araya toplamış.Anne olmak sadece kendi çocuğun için değil, dünyadaki tüm çocuklar için kaygılanmak, bütün çocukları sevmektir.Biz tüm çocukları düşünüyoruz, maddi manevi destek olmaktan hiç çekinmiyoruz. Bu gruba dahil olmaktan çok mutluyum, her zaman kendimi şanslı hatta ayrıcalıklı hissediyorum.Bütün arkadaşlarıma , annelerime, kuzularına bana ve oğluma kattıklarından dolayı çoookk teşekkür ederim.İyiki sizlerleyim, iyiki aranızdayım, yüreği güzel, yüzü güzel annelerim :)
29 Ağustos 2008 Cuma
Bursalı Annelerim...
Annem İçin..
Yine Annemsiz geçen bir anneler gününde, annem için yazdığım şiir.Nur içinde yat, nur yüzlü annem....
ANNEM'E ......
Eğer sen yanimda olsaydın bugün, ellerimde en sevdiğin kır çiçekleriyle koşacaktım kapına
.Pamuk ellerini öpecek, boynuna sarılacak mis kokunu doyasıya içime çekecektim.
Ve annecigim anneler günün kutlu olsun , birlikte daha nice anneler günü kutlayalım sen, ben ve torunun diyecektim.
Gün boyu yaninda olacak, bu en anlamlı günü sadece seninle geçirecektim, her anını doya doya.....
Ama... sen yoksun yanımda.Bugün anneler günü, ben ellerimde boynunu bükmüş çiçeklerimle,seni kaybettiğim o kahrolası, bitmek bilmeyen köy yollarına koyuluyorum.
Gözlerimde yaş, yüreğimde acı, içimde tarifsiz sıkıntıyla...
Yollar bitiyor.. koskoca bir demir kapıdan giriyorum yanına, diz çöküp mezarın başında ellerimi uzatıyorum, ellerin diye kara topraklara.
Getirdiğim çiçekleri koyuyorum baş ucuna.
Uzun uzun konuşuyorum seninle, en sessiz sesimle, sadece sen duyuyorsun beni anne...
Bak yanımda kim var diyorum sana, yüzünü göremediğin melek torununu getirdim sana
.Kalk hadi sarıl ,öp yavrum de....
Uzun uzun konuşup dertleşeceğiz seninle, beni bir tek sen anlarsın bilirim. Dertlerimi,sıkıntılarımı, sevinçlerimi anlatacağim sana.zaman geçip gidiyor bak yine..
Ayrılma vakti geldi.
Ellerim ellerine değmeden, sıcaklığını hissedemeden , usulca çekeceğim ellerimi üzerindeki kara topraktan.
yureğim sende kalacak, gözyaşlarımsa bende...
Dönüyorum gözlerimin hep seni aradığı, senin olmadığın taş evime.
Sana son sözüm BABAMA iyi bak olacak yine her zaman ki gibi anne...
Babalar gününde yine başucunuzda olacağım , yine size en güzel çiçekleri getireceğim.
Kendinize iyi bakın, beni sakın düşünmeyin olurmu ANNE ! ANNELER GüNüN KUTLU OLSUN CANIM ANNECiĞiM....SENi ÇOK ÖZLEDiM...
Sulu gözlü ben..
Dün akşam bir arkadaşımın oğlunun sünnet düğününe katıldım.Sünnet çocuğunu bir taht üzerine oturtmuşlar, 12 dev adam müziği eşliğinde içeriye giriyor...Anne baba önden geldi, arkada taht üzerindeki delikanlı etrafa şeker fırlatıyor..Ortam şen şakrak, anne-baba mutlu, gözleri pırıl pırıl, ben karşı masada ağlıyorum :( Evet evet ağlıyorum.Ama gururdan, seviçten sebebini bilmediğim birşeyden işte.Huu haa dev adam, 12 dev adam.... müziği eşliğinde bile ağlamayı başarildim.Allahım ben ne kadar sulu gözlüyüm... İnsan hiç, sünnet düğününde ve böyle bir müzik eşliğinde nasıl ağlar, ağlanırmı ? Ben ağlarım :) Acıya da ağlarım, mutluluğa da , gurur duyduğumda da...Kendimi düşündüm, benim kuzumun da sünnet düğünü olacak, arkadaşımın oğlunda gözyaşlarımı tutamadıysam, ben paşamın düğününde ne yapacağım :) Allahım bana bu mutluluğu, bu gururu yaşatsın.Bekarlığımda gelin olmaya özendiğimden daha farklı bir heves, özenç var içimde.Sünnet annesi olmak oğlumu o kıyafetler içinde görmek ve hatta ağlamakk istiyorum :) Biz sünnet işini hallettik.Ama düğünümüz henüz olmadı, yaklaşık 4 yıl sonra yapmak istiyorum.Oğlum kendini bilsin, büyüdüğünde bu özel, anlamlı günü hatırlasın istiyorum.Ama daha şimdiden düğünü nerde yaparız, nasıl yaparız, diye de düşünüyorum.Elbise modelerine takılıyor gözlerim.Sünnet annesi olarak çok ama çok şık olmak istiyorum.En güzel davetiyeyi kendi ellerimle hazırlamak, basmak istiyorum.Bu da matbaacı olmanın bir lüksü işte :))Umarim 4 yıl sonra yine size bu sayfadan bu güzel haberi verebilir, davetiyemizi sizinle paylaşabilirim...
15 Ağustos 2008 Cuma
Acıdaki Hikmet..
ACIdaki Hikmet
Verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah'ım! "Gün gelecek Allah'a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum" demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda. Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük. O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe "verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah'ım!" demeye başladı. Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde aşağıdaki hikayeyi yollamıştım. * * * * * * * Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi; "Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi. Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! Kekeleyerek: "Nasıl? Anlayamadım?" diyebildi yaşlı kadın. "Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp: "Yeter! Lütfen dur artık!" diye bağırmak zorunda kaldım. Ama usta sadece gülümsedi ve; "Daha değil!" diye cevapladı beni."Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:"Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum! "Ama usta bana bakıp gülümsüyordu: "Henüz değil!" "Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek"Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:"Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!""Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve "Daha değil!" diyordu. "Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi. "Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum. "Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum! " dedim. Onun cevabı ise aynıydı: "Henüz değil!" "Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. "Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!" diye bağırdım. Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. "Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!" diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine "Daha değil!" diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm. "Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi: "Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?" Ona "Evet" dedim. Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve "Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım." "Evet bu sensin!" dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin. Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın. Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın. Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı. Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu. Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde." Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim: "Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet! Bana zarar vereceğini düşündüm. Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim. Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum. Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…Teşekkür ederim." * * * * * *Usta fincanı, Yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acı da ki hikmeti görelim. Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…
Fallanmışız..
Dün akşam eşim iş dönüşü beni de aldı.Beraber önce ablamdan oğlumu alıp eve gidecektik ki.Ablam ' nerdesiniz, ablanlar da bizde sizi bekliyoruz yemeğe' deyince hemen girdik içeriye, bir güzel yemeğimizi yedik, arkadan koyu sohbetler eşliğinde içilen çaylar . Ardından enfes kokulu bir türk kahvesi içildi..., fincanlar ters kapandi.. küçük ablam falımıza bakacak.Sırayla açtı fincanları bana da baktı fal bitmek üzereyken karşı komşumuz ( asıl falcı ) ablamız balkona çıktı.
Tabii hemen çağırdık ablamızı ve ikinci kahveler kondu ocağa.İlknur ablam çok güzel fal bakar,inanmak istemesemde her söylediğinin gerçeğe dönüşmesi karşısında şaşkınlığımı gizleyemiyorum.Neyse yakılan bir cigarayla ne güzel de içildi ikinciye de olsa kahvemiz.Ablacığım önce eşimin falını açtı, çok ilginç ama çok iç açıcı şeyler söyledi.Evden büyük bir mal çıkıyor, ama daha büyüğü geliyor dedi ?? Neyse sıra bana geldi, aynı şeyleri bana da söyleyince iyice meraklandım ben..Bir anahtar var, ama bu ev yada araba anahtarı değil ! sizin bir işinizin kapısını açan anahtar dedi..Haydaaa ne işimizmişki bu...Güzel güzel şeyler söyledi, içimi rahatlattı.. Saat 10 olmuştuki eşimi bir arkadaşı aradı ve yanına çağırdı..Benim koçiş gitti, ben 12 ye kadar ablamda oturup neler çeviriyor olabileceğini düşündüm durdum.Sabah Mutlu'ya da anlattım , ' acaba eşin iş mi kuracak ' dedi...Aslında falla da bağdaştıracak olursak olabilirmi ki böyle birşey diye de düşünmüyor değilim :) Hakkımızda hayırlısı neyse o olsun.. 12 de evime gittim , saat 1 oldu benim uykum yok ! ee tabi 2 kahveyi de ardı ardına içersen uyuyamazsın tabii..Koçişim de gelmedi zaten.Bekledim aşkımı 1,30 da geldi neyseki, konuşmak için vakit çok geçti..Bu akşam bol bolll konuşuruz artık, ee malum yarın C.tesi ve iş yok.Benim en büyük lüksüm bu, yarın oğlumla ikimizin günü.Hasret gidereceğiz, oyun oynayacağız..Biz ikimizde çocuğuz..Herkese iyi hafta sonları diliyorum..
14 Ağustos 2008 Perşembe
Canım Oğluma..
Bir hastane odasinda tanistik seninle.Kucucuk bedenini senden buyuk ortuyle sarmislar
yavrum.Minicik burnun,dudaklarin, acmaya zorlandigin gozlerin hep aklimda.Nasil buyur bu beden derdim hep , nasilda geciverdi zaman, buyudun bile bak..Ninniler soyleyerek uyuttugum , yurudu yuruyecek diye bekledigim sen simdi bana Annecigim diyorsun.
Birlikte oyunlar oynuyor , kosuyor , egleniyor ne cok isler yapiyoruz degil mi..
Sen benim hayatima bir gunes gibi dogdun ,icimde kaybolmus umitlerim yeserdi sen gelince
dunyama..Hicbir ask, hicbir sevgi boylesine yuce olamaz.Seninle dunyamin rengi degisti,
gozlerim bambaska bakar oldu.O minik ellerin ne zaman degse yuzume, tum acilar,
huzunler silinir beynimden , benligimden. simdi hayat anlamli seninle, senin isil isil
bakan gozlerinle..
Hayat acimasiz oglum, hayat yalan.Seni bu kotu dunyadan nasil koruyacagim.
Nasil seni hala masum bir bebek gibi saklayacagim , bilmiyorum....
butun cabam bunun icin artik.Yasama sevincim seni , en iyi nasil yetistiririm , nasil
kotu insanlardan korurum dusuncesi tum benligimde.sana soz yavrum, hayatinda
karsina cikacak her zorluk karsisinda ben yaninda olacagim.Bir zamanlar gocup
gitmek istedigim bu hayattan, simdi ne umutlarim, ne beklentilerim var.sen varsin hayatimda.Her gece yalvariyorum Allah' ima almasin beni yanina.Sen boynu bukuk
annesiz kalma yavrum...
Ben hayatinin her parcasinda, her aninda yaninda olacagim.ayagin tasa takilsa yolunu
acacagim, derdin oldugunda kanatlarimi gerecegim sana.Hasta oldugunda sabaha kadar
basucunda bekleyecegim gozlerimde yasla.
ve sen bir gun buyuyeceksin, benim istedigim gibi bir evlat olacaksin, biliyorum sen benim gururum olacaksin.Bana gelin getirecek iste bu anne diyeceksin.evlenip yuva kuracak,
baba olacaksin.O zaman beni anlayacaksin Oglum..
Sen buyusen de, baba olsan da, benim hep kucuk oglum, Alper'im kalacaksin.
Canimsin, hayatimda yasadigim en buyuk askimsin..
Gozlerindeki isilti hic sonmesin, yuzun hep gulsun oglum.Gunlerin hep aydin olsun.
YOLUN ACIK OLSUN OGLUM.....
Canimdan parcam, herseyim benim...
Seni cok seviyorum yavrum.....
ANNE'N
Kardeşlik...
Biz 4 kardeşiz, ben ailenin en küçük üyesiyim.1 abim ve 2 ablam var.Bundan 8 yıl önce Kurban bayramı günü trafik kazasında anne ve babamı kaybettim.Henuz 20 yasında, gençliğinin baharinda olan ben, anne ve babama en çok ihtiyaç duyduğum bir zamanda yanlız , kimsesiz kalmıştım hayatta.Hayatin gerçeklerini çok erken yaşta öğrenmeye başlamıştım.Acılar insanı olgunlaştırıyormuş, doğruymuş.Artık hata yapmak gibi bir lüksüm yoktu, kendi kendime yetebilmeli, hayatın bu ağır sorumluluklarını omuzlarımda taşıyabilmeliydim.Çoğu zaman bocaladım, çok çaresiz anlar yaşadım.Yapamadım, yetemedim kendime.Hep bir yanlarım eksik kaldı.Kardeşlerim evli ve çocuklu olduklarından onların bir yaşamı sebebi var, benimse yoktu.Çok çılgınlıklar geçti aklımdan, ölmek istediğim anlar, yaşamak istediğim anlardan bin kat fazla idi.Allah bana öyle kardeşler vermiştiki, abim babam ablalarım annem oldu.Hep yanımda oldular, en büyük destekçilerim kahramanlarım oldular.En ufak bir sıkıntı yaşatmadılar bana,hayatımın boşluğunu doldurmak , yaralarımı sarmak için çırpındılar.Anne babaya benzemesede onlar ellerinden geleni yaparak hayata tutunmama yardimci oldular.Kardeşlik başka, çok başka bir şeymiş.Onlar hayatimdaki en değerli varlıklar.Küçük kadınlar diye bir dizi başladı, ne zaman izlesem kendimi görüyorum o küçük yüreklerde.Allah kimseyi anne babasız, kardeşsiz bırakmasın.Benim hayatımda kardeşlerim vardı, kanatları altına sığınabileceğim abim, ablalarım vardı.Şimdi ben bir anneyim, henüz 4 yaşında dünya tatlısı bir meleğim var.O benim herşeyim, iyiki hayattayım diyebilme sebebim.Onun bir kardeşi, can yoldaşı olsun istiyorum.Bir gün ben bu dünyadan göçüp gideceğim, benim oğlum yanlız kalsın istemiyorum.Dualrım kabul olur inşallah.
Herkese , anne babası ve kardeşleriyle mutlu bir ömür diliyorum.
13 Ağustos 2008 Çarşamba
İş Arkadaşım..
10 yıldır aynı yerde calışıyorum ben..İşimi, iş arkadaşlarımı çok seviyorum.Ama bulunduğum iş yerinde 2 abla dışında, yaşıtım bir bayan arkadaşım yoktu.Bunun eksikliği uzun yıllar yaşadım,konuşacak 2 laf edecek birine ihtiyaç duydum hep.Ve 10 yılın sonunda dileğim kabul oldu :) Artık çok iyi anlaştığım, daha ilk günden muhabbetin en koyusundan başlamış olduğum bir arkadaşım var.Kendisi evli, henüz anne değil, ama elbetteki anne aday adayi kendisi :) Allah izin verirse Anne olduğunda her türlü destekte bulunmak için kapıda bekliyorum yeğenimi...
Hiç yabancılık çekmedim, yeni tanıdığım halde çok çabuk ısınıp kaynaştım kendisine.Çok fazla ortak yanımız var, düşünce ve fikirlerimiz çok uyumlu, Allah bu geçimimizi hiç bozmasın inşallah.. Yeniden hoşgeldin arkadaşım, mutlulukların ve umutların hiçç tükenmesin..
Mutlu kadın :))
İlk Aşkım
Her kadın gibi benim de ilk aşkım BABAM...İlk tanıdığım, ilk aşık olduğum canım babam.Her hareketini özenle takip ettiğim, her yaptiği şeyde mutlaka vardır bir bildiği dediğim kahramanım.Beni koruyan, kollayan her hareketiyle gönlümü tekrar tekrar kazanan BABAM..
Geceleri rüyalarima gelen, mis kokusuyla içimi ferahlatan BABAM..Cennetten bana göz kırpan ,
dünyanın en yakışıklı adamı BABAM...Seni özlüyorum, sensiz hergün biraz daha büyüyorum..
Mekanın cennet olsun Cennet kokulu BABAM..
Babamdan sonra ki aşkım canım kocam, hayatımın anlamı, canım oğlumun babası..Seni çokk seviyorum...İyi hayatimdasin, kocamsın, canımsın...
Vee, son aşkım, gerçek aşkım , sevginin, aşkın en yüce yaşandığı CAN....Canımın canı, kanımla, canımla beslediğim biricik bebeğim canım oğlum..Hayatıma anlam katansın, yaşama sebebimsin,
en mutsuz anımda yüzümü güldürensin.Allahımın bana en büyük armağanısın.ANNE olmak nedir öğretensin, minik bebeğim olsan da çoğu zaman arkadaşım, en yakın dostumsun..
Derdimin dermanısın.Seni çok ama çok seviyorum, senin için yaşıyorum canım oğlum.
Dunyanın en guzel gözlerine sahip , yakışıklı oğlum, o güzel yüzünün hep gülmesi tek dileğim,
mutlulukların okyanuslar kadar büyük, sıkıntıların kum tanesi kadar küçük olsun...Ve diliyorum Allahtan nefesim nefesinden bir saniye fazla olmasın !
Ben Geldim :)
Merhabalar..
Bugün itibari ile bende burda yazacagim.www.gulengozlum.blogspot.com dan sonra yeni bir blog oluşturmaya karar verdim.Umarım yazacak vakit ve konu bulabilirim :) 28 yaşindayım, 6 yıllık evliyim ve dünyanın en güzel gözlerine sahip olan oğlumun annesiyim.. Hoşgeldim inşallah :)
