30 Aralık 2008 Salı

Alper yeni yılınızı kutluyor :)

Lütfen aşağıdaki linki tıklayınız :) Alper'den mesaj varrr :)

http://www.dancingsantacard.com/?santa=6427673

29 Aralık 2008 Pazartesi

Hoşgeldin 2009...

Koskoca bir yılı daha geride bırakıp, yeni yepyeni bir yıla ''Merhaba'' diyeceğiz.

2009 dan beklentilerim var herkes gibi benimde..
Ama önce 2008 bana neler katmış, benden neler çalmış onları yazayım :)

2008 yılının en acı olayı, patronumu kaybetmemdi.Ani bir şekilde hayata veda etti, aramızdan ayrıldı.Mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın...O'nu çok özlüyorum...

İş yerinde ufak tefek değişiklikler oldu, yıllardır yanlız çalışan bana yeni bir arkadaş geldi :) Kendisiyle hiç bir sorun yaşamadık..Çok iyi anlaştık, iyi birer dost olduk.Bu dostluk daha nice yıllar devam etsin inşallah...

Allahıma şükürler olsun ki, oğlum , eşim ve tüm sevdiklerim hep sağlıklı idi.

2008 yılında, çok güzel bir tatil yaptık..2 haftada dolu dolu 3 yer gezerek, rekor kırdık..

Yeni bir araba aldık..

Ufak tefek maddi sıkıntılar yaşadık, ama hiç yıkılmadık :))

2008 de hiç ameliyat olmadım, ve çok şükür yeni bir hastalığım çıkmadı :) ( Genelde yılda bir kez ameliyat olurum da :)) )

Dost bildiklerimin gerçek dostum olmadıklarını anladım, ve onları hayatımdan kısmen çıkardım.Böyle çok mutluyum :)

2008' e teşekkür ediyorum, benden sevdiklerimi almadığı için, beni çok fazla ağlatmadığı için, oğluma ,eşime, bana ve tüm sevdiklerime sağlık verdiği için....Güle güle 2008...

2009 dan beklentilerim ...

2009 dan önce sağlık istiyorum, çok sağlık istiyorum..Oğlum için, eşim, kendim , kardeşlerim, yeğenlerim ve tüm sevdiklerim için, önce SAĞLIK istiyorum...

Kocaman, sıcacık, huzur dolu bir ev istiyorum.

Araba kullanmayı ARTIK öğrenmek istiyorum, boş arazilerde değil, trafikde kullanmak istiyorum, 10 yıllık ehliyetim bir işe yarasın istiyorum.Duy sesimi Goncam , duyyy :))

Vatanım topraklarındaki savaşın, kinin , terörün bitmesini istiyorum, şehit anaları olmasın, asker anaları ağlamasın istiyorum...

Kriz diye birşey olmasın istiyorum, işsiz kimse kalmasın , herkes çok para kazansın, ülkemde yoksul insan kalmasın istiyorum...

Kimsesiz çocuklar olmasın, her insanoğlunu bir ana bir baba dünyaya getiriyor, kimse yavrusunu bırakmasın istiyorum.

Milli piyango bana çıksın istiyorum...

2009 hepinize, mutluluk, sağlık , huzur , neşe, başarı, bol kazanç getirsin istiyorum...

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN ! Mutluluklar peşinizi bırakmasın, siz onu bırakmak isteseniz bile. Tüm dileklerinizin, umutlarınız gerçek olduğu bir yıl olsun...MUTLU YILLLLAAARRR.......

24 Aralık 2008 Çarşamba

Benim garip hallerim...

Canım arkadaşım Banu mimlemiş beni , garip hallerimi sormuş. Düşündüm de aslında çok garip hallerim var... Bakalım sıralamaya çalışacağım :)

* Simetri hastalığım var, halının iki kenarındaki boşluk da eşit olacak , duvarda ki resim, tablo düz duracak, sehbanın üzerindeki örtü kesinlikle kaymayacak, nerde ve ne pozisyonda olursam olayım kalkar düzeltirim, içim rahatlar :) Ama bu kadar özen gösteren ben, çap bir eve sahibim :(

*Geç kalmaktan çok korkarım, her zaman buluşma yerine ilk giden olur ve beklerim, beklemeyi bekletmeye tercih ederim.

*Evde telefonu kullanırken hat almak için 9 tuşuna basarım, iş yerinden alışkanlık olmuş :) Sonra numaranın yanlış olduğunu söyleyince telesekreter, kapatır tekrar ararım :)

*Giydiğim pantolonları, çıkardıktan sonra gardoraba tekrar asmam, ertesi gün giyeceksem, fortmentoda asılı durur, yıkayıp ütülemeden tekrar dolaba asamıyorum .

*Trafikde plakaları okur, hatta ezberlemeye çalışırım :)

*Herhangi bir yerde yazı gördüğümde mutlaka okurum, hatta kaç harften oluştuğunu öğrenmek için tek tek harflari sayarım, mesela tv izliyorum, alt yazı çıktı, ''Az sonra, ana haber bülteni'' önce okur sonra 22 harften oluştuğunu alt yazı bitmeden sayarım :)

*Oğlumu giydirirken, mutlaka orasına burasına bakarım, vücüdunda herhangi bir yara , çarpma var mı diye..

*Sabah işe gelirken giyeceklerimi, akşamdan hazırlarım, sabah işe geç kalırım bide :)

*Kış günleri yıkamak zor geldiği için makyaj yapmayı hiç sevmem :)

*Aynaya bakarken yanımda biri varsa onun burnunu yamuk görürüm, ama o kişiye sorduğumda o benim burnumu yamuk görmediğini söyler.Yamuk mu bakıyorum acaba :)

*Çamaşır asarken hepsinin bir hizada olmasına özen gösteririm.Kazakları, pantolonları yan yana sıralarım.Eğer bir kazak kaldıysa selenin içinde pantolonun yanına asmam, değiştiririm yerlerini ama yine de o kazağı diğer kazakların yanına sığdırırım.

Aman ne çok garip hallerim varmış.Aklıma bunlar geldi, insan düşünse daha neler çıkar neler..
Ben de canım arkadaşım, kitap kurdu Özlem'i mimliyorum.Kolay gelsin canım :)

18 Aralık 2008 Perşembe

KADIN


Bir kadın çocuktur aslında..Çocuk gibi davranmayı sever.Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister.Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını.Ama her kadın çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz,Ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz


Bir kadın güçlüdür aslında.Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez.İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin.Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler.Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.


Bir kadın sevgilidir aslında.İçinde her zaman sevgiyi taşır.Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz.Zor sever ama tam sever.Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.Ve sevmezse de asla onu sevmeye zorlayamazsını z.Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz.Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette.Bunun nedeni ise engelleyemedikleri ’’ acımak’’ duygusudur.


Bir kadın yalnızdır aslında.Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz.Kendisine ait bir dünyası vardır ve edemezsiniz.O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz.Yalnızlık onun sığınağıdır.O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir.Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.


Bir kadın bilgindir aslında.Neler yapabileceğini erkek akli hayal bile edemez.Yaratıcılığın sınırı yoktur.Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler.Hoyratça harcamaz yaratıcılığını sadece erkeğine saklar.Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir.Çünki yaşamınız asla sıradan olmayacaktır


Bir kadın hayattır aslında.Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor.Yemek yemek, su içmek bile.Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?


Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz.

Can Dündar

5 Aralık 2008 Cuma

İyi Bayramlar...

Kurban bayramınızı kutluyor, sevdikleriniz ve ailenizle, mutlu, huzurlu, bayramlar diliyorum..

2 Aralık 2008 Salı

Mutfakta biri mi var ??

Evet, mutfakta artık Fatoş var :)) Ben evleneli 6 yıl oldu.Çalıştığım ve geç saatte işten çıktığım için kayınvalidemlerle birlikte yemek yiyorduk.Dönem dönem evimizde yemeye karar verip, 1-2 ay sürdürebildiğimiz zamanlar çok oldu.2 hafta olacak nerdeyse, eşim bir hafta sonu kesin kararlı bir ifadeyle ' artık evimizde yemek yiyelim ' dedi. Tamam dedim :) Şimdi evde yemek yapacağım, her gün, her akşam.... Kimi günler sofra özene bözene donatılacak, kimi günler makarna menemen yenecek...Yemek konusunda hiç tecrübem yok malesef, sizlerin o güzel yemek tariflerine çok ihtiyacım var.. Mutfaktaki püf noktalara da..

Pratik, kolay, fazla vaktimi almayacak yemekler , hafta içi için.
Hafta sonu içinse, daha zengin, daha zahmetli yemekler için tariflerinizi bekliyorum :)

26 Kasım 2008 Çarşamba

Yine bayram geliyor..

Off Allahım, çok az kaldı, yine bayram geliyor.Hem de kurban bayramı..İçim kötü, sıkıntılı, acılı.... Her bayram öncesi dert sarıyor beni.Yine gidiyorum 7 yıl öncesine, yine acıyor yüreğim, yine ağlıyorum, yine isyan ediyorum.Verdiğim sözleri tutamıyorum , yine kızıyorum kendime...

Bayramlar acıtıyor yüreğimi de, sanki kurban bayramı daha da fazla acıtıyor, kanatıyor yüreğimi. Sanki yine birşey olacak, yine birileri beni bırakıp gidecek diye yüreğim ağzımda geçiyor bayram.Eşimin köyüne gidiyoruz, yolda kaç kez yavaş git uyarısı yaptığımı sayamıyorum.Sıkılıyorum, sıkıyorum, bunalıyorum ve bunaltıyorum. Herkesi koruma çabalarım var, sanki olacakları engellemeye gücüm yetecekmiş gibi...Gelmese hiç bu bayram, olmasa KURBAN bayramı, olmasa da kimse bayramlarda KURBAN gitmese :(

Yazamıyorum artık, içimden gelenleri yazmaya, anlatmaya gücüm yok.

19 Kasım 2008 Çarşamba

Bu sabah...

Bu sabah güne yine acı haberle uyandım :( Eşimin köyde yaşayan yaşlı babannesi ne yazıkki bu sabah hayata gözlerini yummuş .Dün akşam geldi haberi , durumu ağır dendi.Eşim babası ve annesini köye götürüp geri geldi.Sabaha karşı saat 5 gibi telefonumuz çaldı.O saatte çalan telefon sesi ne acıdır tahmin edersiniz.Başımız sağolsun dedi eşim :( Sabah kardeşlerini, amcalarını da alıp gitti cenaze için yine köye.Arabada yer kalmayınca ben gidemedim, işteyim şimdi aklımsa köyde..

Ölüm ne kadar acı, ölümün yaşı yok, cinsi yok...Ölüm işte , adı gibi , Buz gibi...yaşlıydı babannemiz, hastaydı..Ama ne olursa olsun, ölüm kimseye yakışmıyor :( Babanneye bakan hiç evlenmemiş , 40 yaşlarındaki halamız yalnız kaldı hayatta..Gidene mi yoksa kalanamı yanayım bilemedim bu sabah...Ne olacak halamızın hali diye düşündüm...Kimsesiz, yapayalnız...

Düşündüm, çok düşündüm sabah sabah..Hep derim ya, hayat hiç adil değil..Neden herkese eşit davranmıyor .. Neden insanlar ardında sevdiklerini bırakıp , gerçek hayata göç ediyor.Kalanlar bu acıya nasıl dayanıyor..Düşündüm, düşündüm de bir cevap bulamadım.İçim acıdı bu sabah, acılarım tazelendi, gözümün önüne serildi, tüm yaşanan acılar..Feryatlarım, figanlarım...
Offf, desem yıkılacak dağlar...Doluyum yine bugün..,

Rabbim kimsenin sevdiklerini, vaktinden önce almasın yanına...Hepinize sevdiklerinizle, sağlıklı, mutlu günler diliyorum...

13 Kasım 2008 Perşembe

Neden mi blog yazıyorum ?

Canım arkadaşım mutluveumutlu sobelemiş beni, sormuş , neden blog yazıyorsun diye...

Ben ilk önce oğlum için bir blog sayfası oluşturdum, oğlumun resimleri ve kendi ağzından söylenmiş sözleri ile başladım...Sonra iş yerinde yeni arkadaşım olan Esranın da bir blogu oldugunu öğrendim, sayfasını ilk yazısından itibaren okudum, çok beğendim.Ve oğlumun sayfasının yanında bir de kendi blogum olsun istedim.Acılarımı, sevinçlerimi, iyiyi ve kötüyü paylaşmak..Kimi zaman paylaşmak, kimi zaman içimi dökmek adına yazdım.Ve gördüm ki, sevinçlerime ve acılarıma ortak olan bir sürü yeni arkadaş kazanmışım :) Benimle aynı acıları yaşamış insanları gördüm acılarına ortak oldum, benim gibi anne olan arkadaşlar tanıdım, çocukları için hissettikleri duyguları hissettim.Belki çok fazla zaman ayıramıyorum, yazamıyorum....Ama bir blogger olmaktan dolayı çok mutluyum.Yeni arkadaşlar tanımaktan, dostlar kazanmaktan dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum.

Canım arkadaşım mutluveumutluya sobesi için teşekkür ediyor, ben de Nalan 'ı ve bogurtlengozun annesini sobeliyorum.
Sizler neden blog yaziyorsunuz ? :)) Hadi kolay gelsin :)

4 Kasım 2008 Salı

Doğduğun gün, yeniden doğduğum gün...

Bugün 4 kasım, oğlumun doğum günü.Aradan 4 yıl geçmiş,herşey hala dün gibi...Hayatımın en özel, en güzel, en unutulmaz gününü paylaşmak istedim. Seni çok seviyorum oğlum, yüzüne baktığımda huzur bulduğum ...





Doğum günün kutlu olsun meleğim, hayat sana hep en iyiyi en güzeli sunsun.O güzel yüzün hep gülsün, güzel gözlerinden sadece mutluluk gözyaşı aksın.Sevdiklerinle birlikte uzun uzun , sevgi dolu, huzur dolu, mutlu, huzurlu , bereketli ömrün olsun.Seni çok seviyorum bebeğim...



Vee işte doğum hikayen ,









Soğuk bir şubat günüydü. Ablamda oturuyorken test yapmak geldi birden aklımıza.
Sonuç pozitif. Ama ben sevinemiyordum.6-7 ay kadar önce aynı sonucu gören ben akşama kadar telefon başında arkadaş, akraba , aklıma gelen herkese mutlu haberi vermiş, ama 8. haftanın
Sonunda bebeğimi kaybetmiştim.Yine aynı şey olacak diye korkuyor, şaşkın bir şekilde hem hüzün, hem de mutluluğu aynı anda yaşıyordum.O gün eşimi bile arayıp bu mutlu haberi veremedim.Hiç kimseye belli etmeden içimin kıpırtılarını dinledim.Akşam eşim eve geldiğinde, birlikte arabaya bindik markete gidiyorduk.Dur çalıştırma arabayı sana bir şey göstereceğim dedim.Elimi cebime atıp test sonucunu çıkarttım.Bu ne dedi şaşkın kocam.
Bak bakalım neymiş ? İnanamadı çok sevindi , kucaklaştık, birbirimizi tebrik ettik.Ve
9 aylık yolculuğumuz böylece başlamış oldu.


İlk üç ayımız biraz zorlu geçti, hep içimde kaybetme korkusu vardı.Mide bulantıları baş
Dönmeleri v.s. 4. aya girdiğimizde oldukça rahatlayan ben, artık inanıyordum bebeğime kavuşacağıma.Hep karnım büyüsün o cicili bicili hamile kıyafetlerinden giymek istedim.
6. aya kadar belli bile olmayan karnim 6. ayda artık iyice kendini göstermişti.İçimin kıpırtılarının beni nasıl mutlu ettiğini , heyecanlandırdığını anne olan her kadın anlar.
Her akşam işten eve döndüğümde karnımı okşar, birlikte müzikler dinlerdik.


Son aylarımda ilk aylarım gibi sıkıntılı geçiyordu.Başka bir rahatsızlığımdan dolayı
Zorlanmaya başlamıştım.Haberini aldığım andan itibaren her ay düzenli kontrollerimi oluyor,
Kalp atışlarını dinliyor, minicik bedenini gördüğümde kalbim yerinden çıkacak gibi heyecanlanıyor, mutlu oluyordum.Her gidişimizde sevgili dr.umuz Yalçın Bey özenle hazırladığı, içinde yavrumun görüntülerinin olduğu bir CD veriyordu elimize.Eve vardığımızda hemen takıyorduk PC ye.Bir daha ki kontrolüme kadar her akşam, hiç bıkmadan, sıkılmadan,
yavrumu izliyordum elim karnımda.Evimize gelen misafirlere, teyzelerine , dayısına, arkadaşlarıma
İzletiyordum görüntülerini gururla.Bir ay sonra gelen , yeni CD oluyordu , akşamki sinema gösterimiz.3 boyutlu resimlerinde kimi babasına kimi dayısına benziyor diyordu.


Artık karnim oldukça büyüdü. 9 aylık yolculuğumuzun sonuna yaklaşıyoruz.Oğlumun Yüzünü göreceğim , kokusunu duyacağım için sabırsızlanıyorum, bir yandan da canımı içimden alacakları için içim burkuluyordu.
Son kontrolümüz için yine Yalçın Bey’in yanındayız.Eveeett diyor dr. umuz. Gel bakalım Bayram Bey’in keyfi nasılmış.Doğumunun bayram gününe gelme ihtimalinin yüksek olması sebebiyle dr.un adını Bayram koymuştu bile.Son kez yattım o heyecan masasına.
Herşey yolunda beyimiz rahat ama artık onun ordan çıkma zamanı geldi dedi dr.umuz.Ajandasına baktı. Bense heyecandan ölecek durumdaydım.04 kasım 2004 ameliyat günüm, bebeği alacağız dediğindeki halimi hiç unutmuyorum.Nasıl yani bu kadar çabuk mu?


03 kasım 2004 Çarşamba gece yarısını çoktan geçti saat.Eşimle yattık yatağa ama ben uyuyamıyorum tabii heyecandan.Çok değil birkaç saat sonra verecekler yavrumu kucağıma. Saat 8 de hastanede olmalıyım.Zaten sabaha karşı uykuya dalan ben sabahın 6 sında açtım gözlerimi.
Özenle hazırladığım yatağının başında bekledim saatlerce... Son kez doyasıya okşadım oğlumu , konuştuk dertleştik birbirimizle.Beni hiç üzmeyecekti biliyordum. Sonra babacığı uyandı, son kez bir vücutta fotoğraf çekti bizi.Valizlerimizi yerleştirdik arabanın bagajına, sonra ablamı da aldık ve tuttuk hastane yolunu.Bir gün önce ayarlanmış olan odama gittik.Eşyalarım dolaba yerleştirildi.Hava soğuk bende kuru bir öksürük var.Hemşire hanım acıyarak baktı yüzüme, keşke bu öksürüğü geçirip gelseydin dedi. Saat 9 u geçti bile. Adımı seslendiler.Hemen karşıda bir odaya götürdüler beni.Ameliyat önlüğümü giydim, sonda takıldı.Kapıda bekleyen sedyeye yatırıldım.Eşimi, ablamı geride bırakarak, korku ve heyecanın birbirine karıştığı duygularla el sallayarak ayrıldım yanlarından.


Ameliyathanedeyim, kısa bir süre bir köşede bekletildikten sonra içeriye alındım.Dr.um
Hoş geldin , nasılsın dedi. Heyecanlıyım diyebildim sadece.Şimdi karnına soğuk bir şey süreceğim korkma dedi.Gerçekten de buz gibi birşey sürdüler.Anestezi uzmanı 3 e kadar saymamı istedi, 1 dediğimi hatırlıyorum sadece.Saat 10,20 de dünyaya gözlerini açmış meleğim .Ben ayılmam için bekletilmişim. Ama ayılamayınca,beni o şekilde çıkartmışlar ameliyathaneden.Odama götürdüklerini, yatağa yatırılışımı hiç hatırlamıyorum. Çığlık ve bağrışlarla uyanmaya çalışmışım. Diğer odalardan , kimdi o adar çok bağıran diye sormaya bile gelmişler. Ayılmam uzun zaman almış.Gözlerimi açtığımda inanılmaz bir ağrım vardı.
Bebeğimi sordum ben de her anne gibi.
Yavrumu giydirmişler kucağıma verdiler. Misler gibi kokuyor, bakmaya doyamıyorum.
Ağlayarak bakışıyoruz uzun bir süre.O benim , o benim canım , kanımla beslediğim biricik kuzum..İlk emzirdiğim an, ilk dokunuşum , ilk öpüşüm asla unutulamayacak kadar özel.
Hoş geldin aramıza , hoş geldin dünyana yavrum.2 gece hastanede kalacağız.Bebeğim,
Ben ve ablam.Eve gideceğimiz anı sabırsızlıkla bekliyoruz.Son gün dr. um geldi yine yanıma,
Muayenemi yaptı, minik meleğimin muayenesi tamamlandı.Sorun yok gidebilirsiniz evinize dendi.Babamız geldi , 10 dakikalık yolu yarım saatlik bir zamanda kat ederek evimize ulaştık nihayet.


Hoş geldin evine minik meleğim. Hayat sana Hep sağlık, mutluluk başarı getirsin.
Karşına çıkacak her zorluk karşısında yanında olacağım, ayağın taşa takılsa yolunu açacağım.
O güzel yüzün hep gülsün , önüne çıkacak hiçbir zorluk seni yapmak istediklerinden yıldırmasın. Yolun da , bahtın da açık olsun canım OĞLUM...


Allahıma binlerce kez şükürler olsun, bana anneliği layık gördüğü için, bana dünyanın en özel bebeğini verdiği için, hiçbir şeyle kıyaslanmayacak mutluluğu yaşattığı için, Alperime anne olmayı nasip ettiği için şükürler olsun. Allah bu duyguyu herkese yaşatsın.


Sorunlarımdan, sorularımdan hiç sıkılmadan , bıkmadan beni dinleyen , ilgisini esirgemeyen dr.um Yalçın Gürel’e ,


Hamileliğimin her anını benimle yaşayan, uykusuz gecelerimde benimle sabahlayan,
Her türlü kaprisime sabırla katlanan , asla dert yanmayan, biricik aşkım canım kocama,


Ve bir abladan çok bana annelik yapan , en zor anlarımda beni yalnız bırakmayan
Hala oğluma kendi evladı gibi bakan biricik ablama sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim.